Baharı pembe beyaz yapan çocuk kitapları…

“küçük kara balıkların / kalplerinde ateş / solungaçlarında rüzgâr / yeni dünyalar keşfetmeye / yolculuk var” Cahit Ökmen, Portakal Yıldızı adlı şiir kitabında çocuklara böyle fısıldıyor.

Küçük kara balıklara öyküler, şiirler düşlemek, yazarların yabana atamayacağı zorlu bir uğraş. Nice usta bu uğurda emek veriyor. Kimisinin üslubu, çocuğa göreliğe evriliyor, kimisininki uzağa düşüyor. Hayranı olduğumuz İtalyan usta Dino Buzzati’nin, çocuklar için yazıp resimlediği Ayıların Meşhur Sicilya Baskını adlı romanı da ikinci grubu örnekleyen bir eser. Dilimize Yelda Gürlek çevirmiş. İtalya tarihine mesnetlenen romanda, iyilerle kötülerin savaşı, mecburen epeyce kanlı seyrediyor. Zaferler, kayıpların sırtında yükseliyor. Buzzati, gerçeğin fantazyasını yazabilen bir usta, bu eserinde de pek çocukça olmayan bir dünya kurmuş. 12 yaşın altındakilere değil, gençlere, yetişkinlere önerilir.

Çocuğa görelik, çok katmanlı bir tanımlama. Hem yaşa uygun kavramları gözetmeyi, hem sözcük dağarcığının yaş asansörüne uygun ayarlanıp kullanılmasını, hem de anlatılanın çocuğun o yaşlarındaki duygu evrenine eldiven gibi uyması kastediliyor. İddialı bir ifade, ancak bazı yazarlar üstesinden pek güzel geliyor. Raflara yeni çıkan Gökçe’nin Yolu adlı çocuk romanı iyi bir örnek. Ahmet Büke, yıllardır demlenen üslubunu Köprü Kitaplar koleksiyonu içinde yayımlanan, epik bir romanla taçlandırdı. Anne babasının ayrılma sürecinde yaz aylarını köydeki büyükhalanın yanında geçirmek durumda kalan Gökçe’nin doğayı, varoluşun gizemini keşfedişi, sadece çocukların değil, hepimizin yüreğine değecek.

Şebnem İşigüzel de, üslubunu çocuğa göre bükebilenlerden. Bir Puding Hikâyesi’ni yemek sevenler için yazdığı sanılmasın. Gülümseyerek okuduğumuz romanda, yetişkinlerin aşırı kaygı nedeniyle yüzüne gözüne bulaştırdığı bir mesele var: Çocuğun evde tek başına kalma isteği. Psikologlar, 10 yaşından sonra buna izin vermek, çocuğun özgüvenini geliştirir diyor; ama mutlaka kısa sürelerle. Bizim kahramanımızdaysa özgüvenin eksiği yok, fazlası var. Ancak komşu, onun “ailesiyle birlikteymiş gibi” yaptığını seziyor tabii. 1-2. sınıfların merakla okuyacağı, renkli resimli bir hazine.

Pembe beyaz baharın coştuğu bu ay, 23 Nisan’la daha da anlamlı. Eskisi kadar sevinçle kutlanamıyor, ancak hepimize sevgiyi, neşeyi hatırlatmayı sürdürüyor. Böyle bir ayda kapağıyla bile yüzümüzü güldürecek kitaplardan biri de, Gülmek İçimizde. Petra Fietzek yazmış, Marine Ludin desenleriyle katkıda bulunmuş, Süheyla Kaya dilimize kazandırmış. Büyükannesiyle birlikte kırsalda yaşayan Meret, kendine yakın arkadaş bulmak için kolları sıvıyor. Birlikte dünyayı keşfetmek isteyebileceği gerçek bir “arkadaş”. Büyükannesinin nedense “kız arkadaş” diye tanımlaması, okuru durduracaktır gerçi. Arkadaşı cinsiyetle tanımlamayı geride bırakmalıyız artık.

Özellikle 23 Nisan’larda, tanıyalım tanımayalım, çocukları sevindirmek yaşamın güzelliğini duyumsatıyor. Onlara kitap armağan etmek ve birlikte okuma fırsatı yaratmaksa, büyülü bir iksir gibi cana can katıyor. Benden söylemesi.

 

* Bu yazı, Vatan Kitap’ın Nisan 2018 sayısında, yazarın köşesinde yayımlanmıştır.

 

 

 

 

Scroll to Top
Scroll to Top