Mine Soysal - Patikalardan

Yeni izler yaratmak için…

Bugünlerde edebiyatımızın usta yazarlarından Hasan Ali Toptaş’ın ilk kez 1995’te yayımlanan Gölgesizler (İletişim Yayınları) adlı romanını okuyorum. Usta yazar romanının 39. sayfasında şöyle diyor: “Muhtar, avluyu yeniden taradı gözleriyle. O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olmazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde…”

Çocuklarımız ve gençlerimiz için yayımladığımız kitapların bıraktığı izleri düşünüyorum her zaman. Kitaplarımızla karşılaşmalarını; yaşamlarının uzun ya da kısa bir anında onlarla kurdukları ilişkiyi; bir sonrakine geçişlerini ya da ellerinden bırakamayışlarını… Canla başla, gönülden çalışarak, insanımızın layık olduğu emeği vererek ortaya çıkardığımız kitaplarımızın, doğru ve iyi yapılan her iş gibi iz bıraktığını biliyorum. Dünya tersine de dönse, koşullar tepetaklak da olsa, gidişat olumsuzluğa yenik de düşse, silinmeyecek izler hatta… Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yeniden belirginleşecek, kendini hissettirecek kalıcı izler…

2009 zor bir yıl olacak diyorlar. Dünyayı sarsan ekonomik yangın, ülkemizi de sardı. Piyasada yaz aylarıyla birlikte giderek belirginleşen “durgunluk” yıl sonuna doğru adamakıllı ağırlaştı. Frankfurt Kitap Fuarı’nın kısa süreli de olsa yarattığı renkli gündemden hızla düşen, her zamanki gibi kör topal gelişmeye çalışan yayıncılık sektöründe endişe dozu giderek yükseliyor. Aslında, biz yayıncıların hangi yılı zor olmadı ki!.. İşi, nitelikli kitaplar yapmak olan her kurum zorluğun ne demek olduğunu iyi bilir. İyi yazılmış bir dosyanın iyi bir kitap haline gelebilmesi hiç de kolay bir süreç değildir. Ekonomik koşulların kötüleşmesi elbette kurumları, çalışanları, üretimi ve tüketim biçimlerini temelli etkiliyor. Yine de hiçbir ekonomik koşul, sorumluluklarımızı olması gereken en yüksek düzeyde ve verimle yerine getirmemize engel olmamalı. Yayınevleri için iyi kitap yapmak da işte tam böyle vazgeçilmez bir nokta. Bu zorlu süreçte biz yayıncılar her zamankinden daha iyi kitapları, daha büyük bir titizlikle yayımlamak zorundayız. Asıl şimdi, okurlarımızın sadakatini hak etmek ve bu sadakatin hak ettiği karşılığı “iyi” kitaplarla vermek zorundayız.

Ocak 2009 ülkemize karlı günlerle geldi. Ülkemizin dert dolu gündeminden küçük bir mola alarak kutladık yılbaşını. Ama biz soğuğun arkasının sıcak, kışın ardının ilkbahar olduğunu biliyoruz. Biliyor ve içinde nice gün ışığı sakladığımız kitaplarımızı coşkuyla hazırlamayı sürdürüyoruz. Yeni izler yaratmak için…

Ocak 2009 için kitap önerilerim

Küçükler için, Behiç Ak’ın yazıp resimlediği Alaaddin’in Geveze Su Boruları.

Çocuklar için, Cressida Cowell’ın yazıp resimlediği Korkunç Gıcık III. Hıçkıdık dizisinin 3. kitabı Ejderhaca Nasıl Konuşursun.

Gençler için, Grafik tasarımcı Suzan Aral’ın tasarımıyla kapağı yenilenen kitabım Eyvah Kitap!

Küçük bir de hatırlatma: Yaşı ne olursa olsun, ailenin bütün üyeleri bu kitapları okuyabilir. Şu “gölgeli” günlerde evlerimizde keyifli sohbetlere, hep birlikte gülüp söylemeye vesile olurlar…

Facebook Instagram Twitter Youtube