Mine Soysal - Patikalardan

Yaşasın ilkbahar!

İlkbaharın buram buram yaz kokmaya başladığı günlerdeyiz. İlkbaharın ülkemizin her köşesinde resmettiği tablo farklı. Bu güzel ülkenin neresinde yaşarsak yaşayalım, görüntüler, kokular, ışıklar, aklımızı başımızdan alıp gidiverecek besbelli.

Mart ayının soğuk günlerinden çıkarken, 29 Mart-4 Nisan günleri arasında Kütüphaneler Haftası’nın 40. yılını da kutladık. Anlayacağınız, kimsenin umurunda olmayan bir Kütüphaneler Haftası daha gelip geçti. Aklımda, insanoğlunun binlerce yılda yarattığı, paha biçilmez kütüphane kavramı!.. Tarih boyunca biriken deneyimlerin, düşüncelerin, duyguların saklandığı ve hiçbir karşılık beklenmeden herkese aynı biçimde, eşit sunulduğu, güven dolu kutsal ocaklar olan kütüphanelere ben binlerce yıl süren müthiş bir serüveni seyredebileceğimiz birer tapınak olarak görüyorum. Başdöndürücü yolculuklara çıkılabilecek, fazlasıyla “bilimkurgu” bir ortamdan söz ediyorum.

Ne tuhaf! İlkokul yıllarımda ne çok korkardım o kütüphaneciden! Kadıköy Halk Kütüphanesi okulumuzun yanı başındaydı. Bazen arkadaşlarımla bazen de yalnız başıma sık sık giderdim oraya. O bastıbacak halimizle aslında özenirdik; büyüdük de, böyle “ciddi” bir kuruma bile girip çıkabiliyoruz diye neredeyse böbürlenirdik. İşte orada bir “kütüphaneci kadın” vardı. Yüzü hâlâ gözümün önünde! Galiba ondan hâlâ korkuyorum!

Oysa, şimdi tanıdığım kütüphaneci arkadaşlarımı düşünüyorum. Sorumlu oldukları kütüphanelerde çocuklarla okuyarak, konuşarak, paylaşarak, tartışarak, güler yüzle çalışan insanlar onlar. Onlar (belki sayıları çok değil ama), bu ülkede çocukların ya da yetişkinlerin içinde bulunmaktan zevk aldıkları kütüphaneleri yaratan kütüphaneciler! İşte bu hafta, onlar gibi elleri öpülesi kütüphanecilerimizin de haftası olduğundan benim için çok anlamlıydı.

Nisan ayında bir sevincimiz daha var. Dünyanın biricik çocuk bayramı olan 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı! Hepimize kutlu olsun!

Gerçekten de bugünlerde hepimizin aklı, kırda bayırda. Güneşin gülen yüzünü, kısa kollu, hafif giysileri, soğuk içecekleri ve tuzlu deniz suyunu özledik adamakıllı. İyi ki, ilkbahar var. Yaşasın baharlar, yaşasın ilkbahar!

Facebook Instagram Twitter Youtube