Aslı Der - Blog

Umut, bulutu sev!

İnsan sevdiği sürece
Uykusu gelmez.

Uykusuz geçen gecelerden birinde aklıma düşüvermişti Adalı ve Ben şiirinin bu iki mısrası. Özdemir Asaf şiirleri, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Ece Ayhan’ınkilerle birlikte lise yıllarımın vazgeçilmezleri arasındaydı. Eğer üniversite sınavının o garip stresini yaşamadıysam, gençlik acılarıma saplanıp kalmadıysam, bu büyük şairler dizeleriyle ellerimden tutup, beni kendi karanlığımdan çekip çıkardıkları içindir. Bir radyo programında sevgili Buket Uzuner’in söylediği gibi, “Edebiyat hayatı iyileştirir, şiirse hayatı kurtarır.” Ne kadar doğru.

28 Ocak Özdemir Asaf’ın ölüm yıldönümüydü. Otuz beş yıl oldu; henüz altı yaşındaymışım o başka diyarlara göçüp gittiğinde. Ama bir şair göçüp gider mi gerçekten? Sanmam. Beni karanlıklardan çıkaran o dizeler, şairini de dünyanın bildiğimiz düzeni dışında yaşatır elbette.

Can

Bir türkü söylediler, duydunuz mu…
Bir kuşu vurdular, gördünüz mü…
Böyle neden susuyorsunuz böyle…
Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü…

İki çocuğumla okuyorum Özdemir Asaf’ın Can şiirini. O tatil sabahı kalkıp Kadıköy’e gidecektik, olmadı. Bir buluşma olacaktı Kadıköy gezisi, attığımız adımlarla Asaf’ın şiirlerini kucaklayacaktık. Daha önce Cemal Süreya’nın şiirlerinden dizeleri sokağa taşıyan Kadıköy Belediyesi, bu kez Özdemir Asaf’ın mısraları sayesinde şiirle beklenmedik anlarda buluşmanın neşesini yaşatmak istemişti, ne güzeldi! Gidip görmek gerekirdi. Ama beceremedik, olmadı, Kadıköy’e gidemedik.

Üzülmeyelim dedim, Çiçek Senfonisi kitabını açtık, başladık Asaf’ın şiirlerinin içine dalmaya. Çiçek Senfonisi, bir süre sonra yerini üç kişilik okuyucu grubunun yaş ortalamasına uygun olarak, Necdet Neydim’in şahane kitabına bıraktı: Sen Islık Çalmayı Bilir misin?

Şiir benim için edebiyatın müziğe en çok yaklaştığı nokta. Her sözcüğün, her harfin kalbimin içinde kendi ahengiyle mırıldanması ve bazen tek bir sözcüğe dünyaları sığdırıveren o derin anlatım. Yeniden okudukça, yaş aldıkça, öğrendikçe, üzüldükçe, sevindikçe anlamı genişleyen o güzelim dizeleri sokakta görmek başka bir sevinç olurdu elbette. Ama evde birbirimize okumak da iyi geldi doğrusu. Hele Neydim’in kitabı, içimizdeki gizli minik şairi ortaya çıkaracaktı neredeyse.

Şiirin, kırk yaşındaki bana yaşattığına benzer şeyleri, on iki ve altı yaşlarındaki çocuklarıma da hissettirdiğini söyleyebilirim. Güldük, düşündük, kendi dizelerimizi mırıldandık, aynı şiir içinde başka anlamların peşine düştük. Islıklar çalınıp şiirler bittikten sonra, okuma yazmayı yeni öğrenen oğlum, “Umut, bulutu sev” yazmak istediğini söyledi. Onun açısından belki de yalnızca içinde kendi melodisini barındıran o tek cümle, yaşadığımız bu zor günlerde benim için ne çok anlam ifade etti, beraberinde neleri aklıma getirdi bilemez elbette. Adaletsizliğin, eşitsizliğin, şiddetin, güçlünün güçsüzü her geçen gün daha fazla ezdiği düzenin, savaşların, açlığın, yoksulluğun ele geçirdiği nice evde, hayatın yükünü omuzlarında hisseden nice Umut’un bulutlara bakıp hayal kurduğunu düşledim. Barış, sadece hayal değil gerçek olmalı, dünyanın her yerinde, hem de acilen.

Fırsat bulursanız Kadıköy sokaklarında Özdemir Asaf dizeleriyle buluşun, sevdiklerinizi buluşturun. Olmadı, bizim gibi açın bir şiir kitabı evde, sevgilinize, çocuğunuza, hatta bazen yüksek sesle kendi başınıza okuyun. Çok şiir okuyanlar hayatı, insanı, barışı, umudu çok sever, buna inanmak istiyorum. Edebiyatın, şiirin dili bizi barışa götürür, er geç.

Bilmece

Babam bana para verdi
Ben de gidip silgi aldım
Siliyorum tüm kötülükleri dünyadan

Gelecek harçlığımla
Rengârenk boyalar alacağım
Bilin bakalım ne yapacağım?

Necdet Neydim

Facebook Instagram Twitter Youtube