Müren Beykan - Kitap Sevdası

Sevinçlerin sağanak yaratacağı bir yıl olsun…

Yeni yıla girdik, o hızla da okulların yarıyıl tatiline ulaştık.

Bizler de bireysel olarak elimizden geleni yapalım. Her şeyden önce çocuklarımıza, “sokakta kalmış olanlara” şefkat duymayı aşılayalım. Onların, can korkusuyla ülkelerindeki sıcak evlerinden ayrılmak zorunda kaldığını anlatalım. Sert ve acıtıcı konular bunlar ama devekuşu gibi başımızı kuma gömemeyiz. Mültecilerle aynı sokakları paylaşmanın kaçınılmazlığını, onların yaşamlarını yeniden kurabilmesine katkıda bulunmanın erdemini, botlarla denize açılanların oyuncu değil, gerçek çocuklar, analar, babalar olduğunu, onlara sırtımızı dönemeyeceğimizi; savaş felaketinin, sadece patlak verdiği ülkede değil, tüm dünyada travmaya neden olduğunu çocuklarla usulünce paylaşmak, onların duygu dünyasını güçlendirmek, zihinlerindeki korkuları yatıştırmak zorundayız. Yaşadığımız coğrafyada bundan kaçış yok.

Çocuklarla böyle konular üzerine birlikte düşünmek için kitaplar harika icatlar. Bu ay, en güzel okuma önerim, sevilen yazar Gülsevin Kıral’ın, yayımlandığı ay 2. baskısını yapan çocuk romanı: “Umut Sokağı Çocukları” (Günışığı Kitaplığı). Her bölümün bir başka kahramanın ağzından anlatıldığı kitapta bizi, mahallenin gözdelerinden Ali karşılıyor. Bilmediği yok, tam bir futbol hastası Ali… Havva ise, mahalledeki mütevazı otele sığınmış Suriyeli ailenin çocuklarından biri; kardeşini oyalamak için, geride bıraktıkları evlerinin ve köpeklerinin resmini yapıyor duvara. Arkadaşlarını, aile büyüklerini özleyen bu çocukların tek umudu, yeni ülkede yaşamlarının normalleşmesi, yemek yiyebilmek, okula gidebilmek ve belki en çok da ana babalarının yüzünün gülmesi… Gazeteci Danny, mülteci ailelerle konuşmak, sorunlarını yazmak için, İngilizce bilen İnci’den yardım alıyor… Çocuklarıyla birlikte savaştan kaçmış Eje, kardeşi Berivan’ı arıyor… Mahalleye tüm bu yeni gelenler de, mahalle sakinleri de bir arada yaşama ahengini yakalayabilecek mi, onu merak ederek çeviriyoruz sayfaları. Usta sanatçı Sadi Güran’ın desenleri, kitabın büyük küçük bütün kahramanlarına renk katıyor. Mavi bir kitap bu; umudun rengi olan maviden.

Mademki, sanat ve bilim dünyasındaki kayıplarla da hepimizi çok üzmüş bir yıla aman-git-gözüm-görmesin diye veda ediyoruz ve yeni gelen yıla tüm iyilik dileklerimizi umutla bağladık, öyleyse içimiz açılsın, gülerek okuyacağımız kitapları da analım.

“Normal” olarak bildiklerimizi tersyüz eden komik bir kitap: Tepetaklak Ailesi (çev. Bahar Siber, İletişim Yayınları) Amerikalı yazar Francesca Simon’ı, çocukların çok eğlenerek okuduğu “Felaket Henry” dizisinden (İletişim) tanımayan kalmadı. Aklı fikri cinlikte olan küçük okurlar için bir kraliçe F. Simon; anti-kahraman yaratmakta üstüne yok. Şimdi bu yeni kitabıyla da çocukları hem güldürüyor, hem de “normal” saydığımız hemen her şeyi eğip bükerek bambaşka bakış açılarının mümkün olduğunu düşündürüyor; okurlarının hayal gücünü besliyor. Düz oturmak yerine, tepetaklak televizyon seyreden, kitap okuyan yeni kuşaklar için biçilmiş kaftan bu kitap. Renkli desenleriyle (Emily Bolam) ayrıca eğlenceli.

Bunun gibi, yabancı dillerden çevrilen kitaplar öneriyorum sık sık. Özel isimlerin nasıl okunacağına takılıyor çocuklar, doğal olarak. Bazı yayınevleri, küçük okuru da, ebeveyni de kolaylamak için yabancı sözcüklerin okunuşunu belirtiyor. Keşke, metne müdahale etmeden, hepsi yapsa bunu. Gerçi, bir sözcüğün telaffuzunu bilmiyorsak, azıcık uydurabiliriz pekâlâ –hayal gücümüz yetişir imdada. Hem öyle “gözle okurken” illa seslendirmek de gerekmez, malum. Ne ki, çocuk kitapları küçüklere sesli okunur ve onlar da kendi kendilerine ya da birbirlerine sesli okurlar –ayrı eğlencelidir böylesi. Yani, çocukların kitapları söz konusu olduğunda yabancı sözcükleri seslendirmek vazgeçilmezdir.

Eh, eğlenceli bir kitabı sırf yabancı sözcükler var diye göz ardı edecek değiliz ya. Ülkemizde de sevilen, Amerikalı güçlü şair Sylvia Plath’ın Kiraz Hanım’ın Mutfağı adlı çocuk kitabı, keyifli bir okuma vaat ediyorsa, takılmayız yabancı isimlere (Kırmızı Kedi Yayınevi). İlknur Özdemir’in güzel Türkçesi’yle çoluk çocuk okuyacağınız bu kitap, siyah-beyaz desenleriyle de (David Roberts) çok sevimli. 3 öykü var içinde. Şiir biçimindeki “Yatak Kitabı” değişik yatakları şiirsel bir anlatımla tarif edip gülümsetiyor. “Hiç Önemi Yok Elbisesi” ise adı gibi komik bir öykü: Hardal sarısı elbiseyi denemeyen kalmıyor! 3. öykü, kitaba adını veren öykü. Kiraz Hanım’ın mutfağındaki elektrikli aletler bambaşka işler yapmaya heves ediyor. Örneğin, “sütü ve tereyağını soğuk tutmak yerine, mükemmel bir erikli pasta pişirmenin hayalini kuran” bir buzdolabıyla karşılaşıyoruz! Üstüme iyilik sağlık!

Hadi, şubat tatili için çevremizdeki çocuklara güpgüzel bir kitap demeti hazırlayalım! Bununla yetinmeyip, uzaktaki çocuklar için de yapalım bunu, kendimize de sürpriz olur! Barış dediğimiz, önce yüreklerimize yerleşmeli.

* Bu yazı, Happy Nest Bülteni’nin Ocak 2016 sayısında, yazarın Gönül Çelen adlı köşesinde yayımlanmıştır.

Facebook Instagram Twitter Youtube