Bilge Arslan - Genç Blog

Özel Af

Bayramlarımızın en talihsizi, gençliğe armağan edilmiş ve sporun adını anmış olandır. Hani baharın en coşkun zamanlarında kutlanılan, daha doğrusu kutlanılamayan… Hani var ya, 19 Mayıs!

Öğrenci zihniyetinde değilim; bir gün daha fazla tatil yapamamak umurumda değil benim. Eskiden stadyumlardaki bayram kutlamalarında yorulan gençliğin dinlenebilmesi için 20 Mayıs da tatil ilan edilirdi. Aslında, gençlik yorulmaz; ama o tatilin tadı da bir başka olurdu hani. Güneşin yaktığı o kutlama günlerinde, stadyumun gölgelik yerlerinde soğukta beklemekten burnumuz akardı. Sonrasında, güneşin altına serdiğimiz sımsıcak montlarımızı giyince mutlu olurduk. Titreyip ısınırdık, irkilirdik, tatlı bir mutluluktu bu.

Özlemişim… Ne yazıktır ki, yok artık bunlar.

Stadyumlar bomboş şimdi 19’larında mayısın. Buz gibi… Cıvıl cıvıl gençlik kaynardı oysa eskiden. Eskiden yaptığımız gösteriden, alkışlardan gurur duyardık. Şimdiki gibi yalnızca, balkonlara bayrak asıp, sonra oturup televizyonda resmî geçitleri izlemezdik; çünkü bu bizim bayramımızdı.

Kendi bayramımızı kutlamaz olduk. Gençlik, gençliğin bayramını kutlamıyor, yorulurmuş diye! Ben yorulmam, biz yorulmayız… Her yıl bir gerekçe çıktı, seni kutlayamadık 19, affet bizi!

Keşke birkaç gün önce olanlar olmasaydı, keşke insanına daha çok değer veren insanlar olsaydı da “güvenli” ülkemiz gerçekten güvenli bir yer olsaydı. Mesela evim gibi, yatağım gibi; mesela “odam” gibi, “sığınabileceğim” bir yer olsaydı. Olsaydı ve kurallara uyulsaydı.

İşte o zaman, o insanlar da çocuklarının ellerinden tutup kutlamaya gelirlerdi seni, inan bana! Biliyorum, 301 amca, baba, dayı ve ağabey yokken kutlanmayı sen de istemezsin. Hele ki, çocukların ağlayışlarını duyarken kutlanmak… O zaman, biz de seni affettik 19 Mayıs!

 

Bilge Arslan, lise öğrencisi

Facebook Instagram Twitter Youtube