Ilgın Side Soysal - Genel

Ne Ecelejder, ne İsterikler… Hıçkıdık hepsini üzer!

Londra’da büyümüş bir yazar, Cressida Cowell. Ama onun için “Vikingler’le büyümüş” demek daha doğru. Tatil zamanlarının büyük bir kısmını  İskoçya’nın batısında, küçük bir adada geçirirmiş. O kadar küçükmüş ki bu ada, Cowell, söyleşilerinde, “Adanın adı gizli; aslında bir isme sahip olamayacak kadar küçük bir ada,” diye dalga geçer hâlâ. O adada, elektriğin, televizyonun, telefonun olmadığı bir dünyada nasıl vaktinin çoğunu resim çizerek ve babasının anlattığı Viking hikâyelerini dinleyerek geçirdiğini öğrendiğimde, Cowell’ı daha iyi tanıdım. İlk hikâyesini 8-9 yaşındayken yazdığını, bu hikâyenin de Vikingler ve efsanevi ejderhalar hakkında olduğunu duyduğumda da, tabii ki hiç şaşırmadım.

Üniversitede önce İngiliz dili, ardından da grafik tasarım bölümlerinde okur, Cowell. Mezun olduktan sonra çocuk kitapları resimlemeye başlar. Bu süreçte birçok hikâye yazar; ancak ilk öyküsü Little Bo Peep’s Library Book’u (Küçük Bo Peep’in Kütüphane Kitabı) yayımlatması için 33 yaşını beklemesi gerekir. On kitaplık Hıçkıdık dizisini yazmaya başladığında ise yıl 2002’dir ve Cressida 36 yaşındadır. Dizinin ilk kitabı Ejderhanı Nasıl Eğitirsin (How to Train your Dragon) büyük başarı toplar; o kadar ki, 2010 yılında, kitabı kadar başarılı bir animasyon filmi yapılır.

Dizinin kahramanı, tam ünvanıyla “Korkunç Gıcık 3. Hıçkıdık”, Holiganlar kabilesinin şefinin oğludur. Dışarıdan bakıldığında ne kadar sıska ve safça gözükse de, diğer bütün Viking çocukları gibi o da avlanmak, kızak sürmek, kayak kaymak, ejderha yakalamak ve eğitmek gibi birçok görevin üstesinden gelmekle yükümlüdür. Hatta herkesten daha yükümlüdür, çünkü Holiganlar Kabilesi’nin vârisi olarak, bir gün yeni şef o olacaktır. Dünyanın en huysuz, yaramaz ve inatçı ejderha yavrusu olan, buna karşın sevimli mi sevimli Dişsiz’e denk gelen Hıçkıdık, maceraları süresince, kendinden ve ejderhasından beklenenlerin tam aksine, hayalgücü ve aklı sayesinde başedemeyeceği hiçbir şey olmadığını kanıtlayacaktır.

Serinin bütününe yayılan fantastik anlatım ve ona eşlik eden eğlenceli ve muzip dil, son on yılın genç kuşağının çok yakından tanıdığı J.K. Rowling’in Harry Potter kitaplarını aratmayacak türde. Romanın üslubundaki eğlenceli ve  muzip anlatım, yazarın çizgilerine bolca yansımış. Kurşun kalem ve yumuşak kuru boya dokusundan oluşmuş, hafif başına buyruk çizgilerle ortaya çıkmış sahne ve karakter çizimleri, hikâyedeki mizahı destekliyor. Buna bir de yazarın, başkahraman Hıçkıdık’ı yazar (ve hatta çizer), kendisini de çevirmen olarak göstermesi eklenince, hikâye bambaşka bir “gerçeklik-hayal” tahtırevallisine  oturuyor, dengeyi kurmak da okuyucuya kalıyor.

İlk kitabın başında belirtildiği gibi, hikâye belli ölçüde tarihten ilham alınarak kurgulanmış. Bunun yanı sıra günlük yaşamda kullandığımız bazı deyimler ve uyduğumuz  kurallar da mizahla yoğrularak hikâyeye serpiştirilmiş. Cowell, bugünün “normalleşmiş” gerçeklikleriyle dünün tarihsel arka planını, okuyucuyu sıkmayacak fantastik bir dille birleştirerek, eğlenceli bir denge kurmuş.

Serinin yeni çıkan dördüncü kitabı Ejderha Laneti Nasıl Bozulur’da kahramanımız Hıçkıdık, kabadayılar kabilesi İsterikler’e doğru, babasından gizli bir sefere çıkacaktır. Amacı, Zengeretit hastalığının panzehirini bu kabileden çalmaktır. Zengeretit, efsanevi Zehir Zengerek adlı ejderhanın laneti de denebilecek, ölümcül bir hastalıktır. Hıçkıdık hiç vakit kaybetmeden ve gözünü kırpmadan çıktığı bu yolculukta, arkadaşı Kamikazi’nin yardımıyla “adı-ağza-alınmayacak-sebze” de denen panzehirin peşine düşer. Ancak hiç hesapta olmayan bir tehlike vardır: Ecelejder… Hıçkıdık ve Kamikaze’ye neler olacağını öğrenmek için dizinin dördüncü kitabını okumanız yeterli. Ama “Kim ki bunlar?” diyorsanız, ilk kitap Ejderhanı Nasıl Eğitirsin’le başlayıp Nasıl Korsan Olursun ve Ejderhaca Nasıl Konuşursun’la devam eden keyifli bir yaz tatili de hiç fena olmaz!

Facebook Instagram Twitter Youtube