Kitap Mutluluk Verir, Hem De Nasıl!

Bilen bilir, geçtiğimiz 20 Mart, Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Mutluluk Günü’ydü. Önümüzde de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı var. Neşeye, sevinçlere çok ihtiyaç duyduğumuz, sadece kendi çocuklarımız için değil, vicdanları acıtan yoksunluklarla yaşamak zorunda kalan çocuklar için de mutluluk ve neşe, barış ve umut dilediğimiz günlerdeyiz. Yaşam güzel günlerle dolu olduğundan daha fazla sıkıntı, keder ve acılarla örülü, ne yazık ki. Bu gerçeğe rağmen çocukların kırılmadan, küsmeden ama özgüvenli, güçlü ve dirençli bireyler olarak, sevgi duyan ve yansıtan bireyler olarak yetişmesini istiyoruz, bunu önemsiyoruz. Acıtıcı da olsa dünya gerçeklerine, yaşadığımız coğrafyanın sorunlarına, bunların gündelik yaşamdaki acı tatlı yansımalarına çocuklarla birlikte kafa yormak da kaçınılmaz. Sıkı birer filozof olabilen çocuklarla felsefi (aslında yaşamın ta kendisi olan) konuları paylaşırken en önemli, en güvenli liman yine kitaplar elbette.

Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanı, filozof İonna Kuçuradi şöyle diyor ve acilen ihtiyaç duyduğumuz düşünme biçimini hatırlatıyor: “Saygı göstermemiz gereken insanlardır, fikirler değil. Karşı olduğumuz fikirlere saygı göstermek değil, mücadele etmek gerekir. Oysa bizlere neredeyse tam tersi öğretiliyor. İşte felsefe bu nedenle önemli: Dayatılan değerleri sorgulama, yaratıcı ve eleştirel düşünme şansı sunuyor.”

Çocuklar için yazılmış felsefe kitapları son yıllarda olmazsa olmazımız haline geldi, kitapçı raflarında çeşitli yazarlar tarafından, çeşitli yaşlara uygun, felsefeye giriş üst başlığında kitap bulmak mümkün artık. İonna Hoca’nın altını çizdiği “dayatılan değerleri sorgulama” konusunda çocuklara ipuçları sunma şansı saymalı bu kitapları. Defalarca İstanbul’a gelip, binlerce çocukla söyleşen dostum Fransız yazar Brigitte Labbé’nin ünlü “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisi de, bu iş için biçilmiş kaftan. Dilimize 27 kitabını kazandırdığımız bu sevilen dizinin “Mutluluk ve Mutsuzluk” kitabında, birlikte kısacık dolaşalım:

“Mutluluk hikâyeleri herkesin uykusunu getirir! İlgi çekici olan, mutsuzluktur. Romeo ve Jülyet mutlu olsalardı, ortada bir öykü de olmazdı. Diğer kahramanlar için de aynı şey geçerli: İlginç olan, Pinokyo’nun, Çirkin Ördek Yavrusu’nun, Külkedisi’nin, Parmak Çocuk’un, Kibritçi Kız’ın, Kırmızı Başlıklı Kız’ın, Alaaddin’in, Keloğlan’ın ya da Sinbad’ın mutlulukları değil, mutsuzluklarıdır…”

Ne çok severiz yakınmayı, sonu gelmez sızlanmalar, arkadaş beğenmemeler, okuldan ya da sınıftan mutsuzluklar, öğretmene kanı ısınamamaklar, haksızlığa uğramışlıklar, yanlış anlaşılmışlıklar… Yetişkinler dünyasının sınırsız yakınma olanaklarına ve gerekçelerine, çocuklar pek güzel kulak kabartırlar ve çok usta kopyacıdırlar. Elbette mutluluk kavramı üzerine soyut dehlizlerde dolanmaz çocuklar, onların ilgisi neşedir, sevinçtir –mutlu olduklarını özellikle düşünmezler. Zaten biz yetişkinler için de öyledir ya, mutluluk gözle görünmez işte, ama mutsuzluk hemen şıp diye görünür.

Labbé şöyle diyor: “Mutsuz olmak, kimi zaman son derece pratiktir: Mutsuzluğumuzdan yakınabilir, dikkat çekebilir, bütün dünyanın bizimle ilgilenmesini isteyebiliriz. Sanki mutsuzluk, başkalarına, ‘Benimle ilgilenin!’ demeye yarar. Mutsuz olmaktan yarar sağlayabiliriz. Böylece, yaşam tekdüzelikten çıkar; kendimizi dünyanın merkezinde duyar, her şey hep bizim başımıza geliyor sanırız. Hatta böyle böyle, bir kahramana bile dönüşebiliriz –mutsuzluk kahramanına!” Çocukların mutsuzluk kahramanı olması işten bile değildir, konu ilgi derlemek olunca, dâhi mertebesinde ustadırlar. Hatta bazen öyle tuhaf şeyler olur ki: “Mutluyuzdur, elimizdekini başkalarınınkiyle karşılaştırırızve birden kendimizi daha az mutlu buluruz.” Elimizdekinin kıymeti kalmamıştır sanki. Yenisi şarttır sanki. Evet, tüketime hepimiz alıştırıldık ve belki de fark etmeden çocuklarımız bizden daha fazla tüketir oldu. Mutlu olmanın terazisini elimizden kaçırdık, kaçırıyoruz derken, arkadaşının sahip olduğunu kendininkinden daha “süper” bulma zamanı ve fırsatı içindeki çocuğumuzun şimdiki ve gelecekteki mutluluğu da etkileniyor, göremiyor olabilir miyiz?

Oysa, “mutluluğun son derece pratik bir yönü vardır: Birilerine mutluluk verdikçe, bizim mutluluğumuz katlanarak artar! Bu, olağanüstü bir olaydır. Çünkü normalde, birine bir şeyler verince, elimizde daha az kalır!” İşte sihirli formül. Bir kitabın içinde gezinmekle ulaşılan bir ipucu: Mutluluk üzerine düşünme şansı.

Kitap almak, kitap hediye etmek, kitapları birlikte okumak, bundan duyulan keyif… çocuklar için de mutluluk aracı yapılabilir mi? Yapılabilir, yapalım, deneyelim. Kitapların içimize dolduracağı sevinçlere büyük küçük hepimizin ihtiyacı var. Öyleyse çeşitli yaş gruplarına uygun şu kitapları okumak 23 Nisan hediyesi olsun bizlere:

Nâzım Hikmet’in Sevdalı Bulut Masalı (Resimleyen: Can Göknil, Yapı Kredi Yayınları), en sevilen çocuk kitapları yazar ve çizeri, karikatürcü Behiç Ak’ın yazıp çizdiği Bilyeler (Günışığı Kitaplığı), 2014 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Fransız yazar Patrick Modiano’nun Babam ve Ben (Resimleyen: Sempé, Türkçeleştiren: Sibil Çekmen, TUDEM Yayınları), ünlü İtalyan çocuk kitapları yazarı Gianni Rodari’nin Kolezyum’u Çalan Adam (Resimleyen: Nicoletta Costa, Türkçeleştiren: Tülin Sadıkoğlu, Can Yayınları) ve 2010 Hans Christian Andersen Ödülü’nün sahibi İngiliz yazar David Almond’un Piranalarla Yüzen Çocuk (Türkçeleştiren: Mine Kazmaoğlu, Günışığı Kitaplığı).

Bayramlar kutlu olsun, ama ayrım gözetmeksizin herkesin, hepimizin bayramı olsun.

Facebook Instagram Twitter Youtube