Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2013,  Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 Ödül Töreni’yle sona erdi. Törende, yarışmaya gönderilen 520 öykünün değerlendirmesini yapan Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Dr. Müren Beykan, dozu yüksek acıların öyküleri biçimlendirdiğini ve gençlerin ağırlıklı olarak ölüm, hastalık, yoksulluğu yazdığını açıkladı.

 

Günışığı Kitaplığı tarafından düzenlenen Zeynep Cemali Edebiyat Günü, bu yıl
da Zeynep Cemali Öykü Yarışması Ödül Töreni’yle sona erdi. Cemil Kavukçu’nun
birinci Dilara Karabekmez’e, Ayla Çınaroğlu’nun ikinci Sıdıka Selin Çolak’a, Necati Güngör’ün üçüncü Beyza Çelik’e ödüllerini vermesiyle sonlanan törende, yarışmanın
proje başkanı ve Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Dr. Müren Beykan, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm yurtta duyurulan yarışmanın sonuçlarını paylaştı.

ZCEG13-09

Beykan, yarışmanın 2013 sonuçlarını çeşitli açılardan incelediği konuşmasında, yarışmaya 51 kentin katılmasını sevindirici bir gelişme olarak değerlendirdi. Öykülerdeki ergen duygusallığına,
“dozu yüksek acılara düşme” haline işaret eden Beykan’a göre, karanlık temaların başında “ölüm” geliyor; onu, “taşınmak” ve
“dışlanma korkusu” izliyor.

6, 7 ve 8. sınıfları kapsayan Zeynep Cemali Öykü Yarışması’na
51 farklı şehirden, 520’den fazla öykü gönderildi. 144 öyküyle
en kalabalık katılımı gerçekleştirirken İstanbul’u; 71 öyküyle
İzmir, 53 öyküyle Ankara, 34 öyküyle Adana izledi. İlk kez bu
yıl Edirne, Kars, İskenderun, Şanlıurfa, Bartın, Şırnak, Elazığ ve Bitlis’ten de öyküler geldi. Üç yıldır değişmeyen ve dikkat çeken tablo ise; yarışmaya katılan öğrencilerin beşte birinin erkek öğrenci, geriye kalanların
kız öğrenci olması.

ZCEG13-10

Yarışmanın ödül töreninde öyküleri sosyolojik
ve istatistiksel açılardan değerlendiren Müren Beykan, değerlendirmeye giren 500’den fazla öyküde en sık kullanılan konunun dozu yüksek acılara düşme olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “121 öyküde ölüm, 63 öyküde en kötülerinden hastalıklar, 55’inde yoksulluk, 50’sinde engellilik söz konusu edilmiş. Elimizdeki öykülerde, ebeveyn ölümü başı çekiyor, ya annenin ya babanın kaybı –ama annenin kaybı çocukların en büyük korkusu”.

Okullarda çocuklara “klasikler” adı altında sürekli “eski” yaşamlara ait öyküler, romanlar okutulmasının bir sonucu olarak gençlerin o romanları örnek aldıklarını belirten Müren Beykan, “Gençler eski ustaların üslubunda, klasik tadda yazmayı yeğliyor ve öykülerin büyük çoğunluğu ‘genç’ duygular yansıtmıyor. 500’den fazla öykü arasında sadece
27 öykünün fantastik, 3 öykünün tarihsel ve topu topu 2 öykünün bilimkurgu türünde. Bugünün teknolojisi ve yaşam tarzı görmezden geliniyor. Ayrıca öykülerde mizah çok
az kullanılıyor,” dedi.

ZCEG13-21Bu verilerden çıkarılması gereken derslere
de değinen Beykan, “Çocuklarımıza günümüz
yazarlarını daha sık okutabilmenin yolunu
bulmalıyız. Artık kendimizi 100 Temel Eser’le sınırlamamalıyız. Seçkilere daha fazla öncelik
tanıyıp, çocuğu ve genci edebiyatla buluşturma
üzerinde durmalıyız. Gençlere, yayımlanmış
önemli seçkileri tanıtmak, onları daha çok
sayıda yaratıcı yazarla buluşturmak; onlara kendi yazarlarını seçmede özgürlük
tanımak gerekiyor,” dedi.

Facebook Instagram Twitter Youtube