Müren Beykan - Kitap Sevdası

Edebiyat dişini fırçalatmaz çocuğa ama…

Tam da bugünlerde çoluk çocuk hepimize şifa olacak bir kitaba rastladım. Paylaşmayı bilen bir köyün hikâyesi bu. “Masal Battaniyesi”, okumaya yeni başlayanlar için hazırlanmış olsa da, hepimize yazılmış bence. Yeryüzünde iyiliği çoğaltmak istemiş olmalı yazarları. Havanın hep soğuk olduğu ve battaniye kadar eldivenlere, hırkalara sarılmak da gerektiren bir iklimde geçiyor. Desenler çok sıcak ve komik.


Çocuklara yazmak çizmek, resmen büyülü. Sizi gerçeklikten alıp, sevgi ve umut bulutlarıyla dolu bir düşler dünyasına uçuruyor çocuk kitapları. Okurken de öyle. Ustaca kurgulanmış “Tavan Arasına Yolculuk” tam böyle bir büyünün, hasta bir çocuk kahraman üzerindeki sağaltıcı etkisine odaklanmış. Eskiden evlerimizin tavan araları vardı; oraya, yırtılan kırılan, gözden düşen oyuncakları, kitapları bırakırdık. Oyuncaklarımızın birbiriyle konuştuğunu, hatta sevdalandığını, kızdığını, hırslara, öfkelere kapıldığını hayal etmemiş olanımız yoktur. Bu kitapta da hasta çocuğun hayatı, tavan arasındaki oyuncakların “kötüye” karşı zaferine bağlı.

Kötü ve iyi, genelde çocuk kitaplarında klişeleşmiş bir karşıtlık içinde işleniyor. Ne kadar yavan bir şablona oturuyorsa, o kadar tatsız bir kitap çıkıyor ortaya. Kötü’yü sorgulamak iyidir, ama bunu yaparken çocuğa “öğretmek” istemek ancak eğitim kitabına yakışır. Oysa çocuk edebiyatı, kocaman edebiyat şemsiyesi altında güçlü bir türdür ve çocuğa göreliği gözettiği için kendine has bir küme oluşturur.

İyiyi, kötüyü çocuğa göre roman konusu etmek pek çok usta yazarımızın meselesi şimdi. Onlardan biri de Necati Güngör. Yılların deneyimiyle ördüğü, öğrenci öğretmen iletişimi üzerine öykülerini içeren “Sevgili Öğretmenim” adlı kitabı, 2017 Naim Tirali Öykü Ödülü’nü kazandı. Öğretmenlere bir sevgi selamı olarak yazdığı öykülerde, bu kadim mesleğin en mütevazı evlere bile nasıl bir iksir sunduğunu hissettiriyor Güngör.

Çocuklara insan sevgisi kadar doğa ve hayvan sevgisi de aşılamanın önemi tartışılmaz.Ancak bunu, edebiyat diliyle yapabilmek başka kıymetli. Satırlar arasında pusuya yatmış direktifler çocuk okurun canını sıkar, malum. Kahramanına diş fırçalatmak isteyen, yatağını düzelttirmek isteyen yazarlar var gerçi. Çocuklar da tıpkı bizim gibi, bu tür dürtüklemelerden hoşlanmıyor, kitaplardan uzaklaşıveriyor.

Öğretici kitaplar okumak da önemli elbette. Örneğin, görmeyenler için alfabe geliştirmiş ünlü Louis Braille’in, göremediği dünyayı görünür kılmak için çabalamakla geçen hayatını konu alan kitap harika: Louis Braille. “Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk”, hüzünlü öyküsüne rağmen çocuklara göre. Henüz 35 yaşındayken ilerleyen verem hastalığı nedeniyle öğretmenliği bırakan ve geliştirdiği kabartma alfabeyi kabul ettirme mücadelesi veren Braille… 1847’de ilk Braille baskı makinesi yapıldığında, çocuk edebiyatının görmeyen çocuklar için de okunur olacağını düşünmüşlerdi belki. Kitabın arka kapağına kabartma alfabeyi koymuş yayınevi. Çocuklar -göreni görmeyeni- kısa sürede ezberlemeyi başarır mutlaka, onlardaki öğrenme yetisi efsane dozdadır sonuçta.

 

* Bu yazı, Vatan Kitap’ın Mart 2018 sayısında, yazarın köşesinde yayımlanmıştır.

Facebook Instagram Twitter Youtube