Hacer Kılcıoğlu - Genel

Bir kitap fuarının ardından…

18. İzmir Kitap Fuarı’ndaki 307 no’lu Günışığı standı, üç çift mavi gözle doldu o 23 Nisan günü.

En-büyük-mavi-göz, “Kızlarım sizin için kek yaptılar,” dedi.

Mavi-gözlü kızlardan büyük olanı, 12 yaşında mı ne, çoktan elindeki kek kalıbını masanın üstüne bırakmış, “Bunu biz, ikimiz yaptık,” diyerek göğsünü yumruklamakta idi. Küçük-mavi-göz, kafasını tavana kadar sallayarak onaylayandı. Anne, keki açıklayandı; önceki gün pek çok güzel kitap satın almışlar Günışığı’ndan, “Biz de onlara güzel bir kek yapalım,” demişler.

Neşeli bir andı. Neşeli bir kekti. Neşeyle yenecekti ama… kızlar gitmeseydi, lafa tutulsaydı. Kızlara doyamamıştık.

Kızlar lafa tutuldular. Adları mı? Büyük olanı Yera, diğeri Aslı. Ooo, bin tane kitap okuyorlar; dün öyle çok kitap aldılar ki, anneleri isyan etti, “Ben kendi kitaplarımı ne zaman alacağım, hı?” Başka kitaplar mı, tabii ki alacaklar, gitmeleri gerekiyor artık…

“Kek kalıbını az sonra gelir alırız,” dediler, gittiler. Gitmeden önce biz bin kere teşekkür ettik, onlar bin kere, “Keki biz kendimiz yaptık,” dediler.

İki dakika sonra, Yera koşup geldi ve “Adım Ye-ra,” dedi, “tek R, tamam mı?” Tamam, deyip kıkırdadım.

Standımızın kahraman çalışanları Tolga, Merve, Enbiye, Zülfiye ve Emre, “İzmirliler, ahh,” deyip güldüler. Ben de, “Biz İzmirliler, ahh,” deyip anlattım onlara İzmirliliği. Otobüse binersiniz, kentkartınız yoksa sizin yerinize hiç tanımadığınız biri basar ve yoo, para almaz. Tatlı, keyifli, rahat, çoğunlukla fazla rahat, tatil-sever, hatta en-küçük-fırsatı-tatile-çevirir insandır İzmirli, dosttur, arkadaştır, hatta sanki herkes birbiriyle arkadaştır. Mesela bir konserde herkesin birbirini tanıyor olduğu duygusuyla kuşatılırsınız.

İzmirli olmak başlıklı konuşmamı bitirdikten sonra düşünmeye koyuldum. Ne çok çocuk arkadaşım oldu bu fuarda da. Aslı ve Yera son ikisi. İçime çocuk doldu sanki. İmza için ya da yalnızca standın önünden geçen çocuklara sataşıp durduk, içime dolan çocuklar ve içimde saklanmaya çalışan utangaç çocukla birlikte. Epey eğlendik.

Aslı deyince bizim yazar Aslı Der’i anmamak olur mu? 22 Nisan’da gençler için yazdığı yeni kitabı Defne’yi Beklerken için İzmir’e gelmezden önce saçını çekmek gibi bir niyetim vardı, çünkü içime dolan çocuklar benimkini de ayartmışlar, “Aslı Der’den sonra en sevdiğim yazar sizsiniz,” diyen bir okura kızamadıkları için Aslı’ya kızmışlardı. Ama… Aslı’yı zayıflamış da zayıflamış, hatta bir Müge İplikçi olmuş görünce… Acıdık ona. (Şaka şaka!)

Müge İplikçi demişken… 27 Nisan günü, yayın yönetmenimiz sevgili Müren Beykan ile birlikte geldi Müge. Geldi ve yazarken büyümek, deyip, deneme tadında hazırladığı ‘kelebek olmak’ temalı enfesss bir konuşma yaptı. Aklına sağlık Müge’nin.

Bugün 28 Nisan, fuarın son günü. 20 Nisan’da açıldığı günden beri her sabah İffet Diler’in sesinden güzelim şiirlerle güne başlayan Kadriye Hanım, “Kızınız sizi 2 No’lu çıkış kapısında beklemektedir,” gibi yine İzmir’e özgü anonslar eşliğinde, çocuk cıvıltılarıyla dolu o kocaman salonda bir kitap fuarını daha tamamladık.

Nice 23 Nisan’lara, nice kitap fuarlarına… Hep birlikte…

Son bir şey… O gün, yani o “23 Nisan, çocuk oluyor insan” günü, Yera kek kalıbını almaya geldiğinde, ona dedim ki, “Yera, tek R ile yazılıyor, biliyorum.”

Tags: , ,

Facebook Instagram Twitter Youtube