Mine Soysal - Patikalardan

Bir edebiyat dersi hayalim…

Ortaokul ve liseler için edebiyat dersleri hayal ederim bazen. Kimler katılmaz ki o derslere?.. Usta edebiyatçılar, halk ozanları, günümüzün güçlü kalemleri, düşünce insanları, hatta antik şairler, filozoflar… Kimler kimler yok ki…

Bu hayali dersler, öğretmenin, öğrencilerine okumaları için önerdiği yazarları ve seçtiği kitaplarını anlatmasıyla başlar. Öğretmen yazarları öyle bir anlatır ki, öğrencinin zihninde, daha önce pek derinine düşünmediği, ama hep cevaplarını merak ettiği sorular belirir. Genetik kodlarında taşıyageldiği zevkleri, endişeleri ve hevesi bilincine taşınır. Dinlediği kitaplardan birini illa ki okumak ister.

Öğrencinin dilediği yazarı gönlünce okumak için önünde 4 haftası vardır. Sürenin sonunda aynı kitabı okuyan diğer arkadaşlarıyla buluşarak, olumlu ve olumsuz notlar çıkarırlar. Kitapta anlayıp etkilendikleri ya da anlamadıkları, hoşlandıkları ya da garipsedikleri, yeni ya da demode buldukları, türlü yanlarını paylaşıp listelerler. Karakterlerin ya da konuların neden ilginç ya da sıradan geldiğini birbirlerine ifade etmeye çalışırlar. Listeleri hazır olduğunda, içlerinden birini sözcü seçerler.

Öğretmen, altıncı haftadaki dersi sözcülerin sunumuna ayırır. Her kitabın sözcüsü, tüm sınıfa hazırladıkları “liste”yi sunar. Kitaptan yola çıkarak, yazar hakkında biriktirdikleri düşünceleri de paylaşır. Sınıftakiler her sözcüyü dinler, ona sorular sorar, not tutarlar. Aslında yaptıkları, farklı türleri ve dönemleri temsil eden yazarları karşılaştırmak ve onların benzerliklerinin ya da ayrıksı özelliklerinin farkına varmaktır.

Amaç, öğrencilerin yazarları ya da kitapları tanıması değildir. Amaç, edebiyat metinleri sayesinde taşındıkları soyut bir düzlemde kendi içlerine bakmak, benliklerini harekete geçirmek, neden, nasıl etkilendiklerini ya da neyle neden ilgilenmediklerini keşfetmeye yöneltmektir. Öneren öğretmenin görevi, edebiyatın insana sunduğu bireysel hazzı öğrencilerine tattırmak, duyumsatmaktır. Öğretmen konuşmaz, sadece süreyi yönetir ve dinler. Öğrencilerinin anlam evreninde yeni kıvılcımlar yakacak, ilgisini çekecek yeni yazar ve kitap önerilerini daha doğru belirleyebilmek için gözlem biriktirir.

Yedinci haftadaki derste, bir tür “değiş tokuş” yapılır. Her öğrenci, okumadığı ama sunumunu dinlediği kitaplardan (yazarlardan) hangisine, neden ilgi duyduğunu ve okumayı düşündüğünü anlatır. Böylesi özgür bir ortamda, öğrencilerin büyük çoğunluğu yeni bir kitap (yazar) seçmeye cesaret edecektir.

Bu son derste de öğretmen suskundur. Öğrencilerinin önünde açtığı bilinmez yollarda, onları bekleyen yeni yazarlar, yeni türler, yeni anlatım biçimleri ve yeni hikâyeleri düşünür. Sonraki 7 haftalık yeni okuma süreci için hazırladığı önerilerden artık daha çok emindir. Öğrencilerini daha iyi tanıma olanağı bulmuş, her birinin zevkle okuyacağı yazar ve kitap önerilerini, hem daha zengin bir çeşitlilikle, hem de daha “doğru” belirleyebilmiştir.

Ben öğretmen olsaydım…

Ben öğretmen olsaydım, 7 haftalık bu yaratıcı okuma uygulaması için kimleri önerirdim? Liseler için; Homeros’un İliada destanını, Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti’ni, Gülten Akın’ın şiirlerini, Sevgi Saygı’nın Peri Efsa’sını ve Dikkat! Kırılacak Eşya seçkisini önerirdim. Ortaokullar içinse; Karacaoğlan’ın şiirleri, Zeynep Cemali’nin Ankaralı romanı, Hasan Ali Toptaş’ın Ben Bir Gürgen Dalıyım romanı, Laura S. Matthews’un Balık romanı ve 15: Yaramaz Bu Kitap derlemesi ilk sırada olurdu. Homeros ile Yaşar Kemal’in, öyküyle romanın, savaşla doğanın, şiirle insanın aynı sınıfta bir araya gelmesi mucizeler yaratabilir.

Öğrencinin yeni yazarlar ve okuma lezzetleriyle tanışmasını, başkalarını da merak etmesini sağlayacak bu çalışmayı yapabilmek için, elbette öğretmenin iyi bir edebiyat okuru olması gerek. Klasikleri olduğu kadar çağdaş yazarları da bilmesi, has edebiyatla popüler olanı ayırt edebilmesi önemlidir. Öğrencilerini edebiyatla en yüksek ve kalıcı başarıyla buluşturmak için onlarla sürdürdüğü muhteşem iletişim deneyimi ve aralarında kurulacak güven ilişkisi ise öğretmenin gönlündeki altın taç olur.

5 Mart Cumartesi günü, 9. Eğitimde Edebiyat Semineri’ni işte böylesi hayallerin yaygınlaşması uğruna düzenliyoruz. Günışığı Kitaplığı’nın gelenekselleşen seminerine katılacak yüzlerce öğretmen, meslektaşlarının, öğrencileriyle birlikte gerçekleştirdiği yaratıcı okuma uygulamalarını dinleyecek, onlara sorular soracak ve yeni uygulamalar hayal edecek. Bilgi, emek ve umut yayılacak, büyüyecek…

Facebook Instagram Twitter Youtube