Ece Aydın - Genç Blog

Bİ’ ÖĞRENCİ

Toplu taşıma mecburidir. Özellikle Türkiye, hele ki İstanbul’da bir zorunluluktur. Zamanını seven ve ekonomik olan (her ne kadar toplu taşıma ucuz olmasa da) çoğu kimse garajından arabasını çıkarıp, deposunu litresi 5 TL (5,14 olmuştu bir ara, takibini bıraktım şimdilik) olan benzinle doldurup içinde en az iki saatini geçireceği trafiğe girmek istemez. Vatandaşın “Türkiye’deki Çin” olarak adlandırdığı toplu taşıma daha cazip gelir, araçtan inene kadar “Cinnet filmindeki Jack Nicholson’a dönüşselerde. Üstelik paradan da tasarruf edilir.

Minibüs, otobüs, tramvay en çok kullanılanlarıdır. Kısa mesafelerde genelde minibüs tercih edilir. Minibüse binene kadar aracı sarmalayan krem rengi -Silivri taraflarında fıstık yeşili olanlar da vardır- pek sevimli gelse de şoförlerin yüzde %60’ı siz daha minibüse binmeden kendini belli eder.

Çoğu renk körü şoför, trafik ışıklarının üçünü de yeşil olarak görür, azami hız tabelalarındaki sayıların soluna 1 rakamı getirerek okurlar. En sevdikleri müzik türü kornadır. Kendilerine haz fiyat tarifeleri vardır. Duraklardaki fiyat tarifesini ezbere bilen insanlarla kavga etmek en büyük hobilerindendir.

Eğer minibüse binen kişi öğrenci, özellikle lise öğrencisiyse çilesi ayrıdır. Okuluna gitmek için minibüse konserve balık misali sıkışır ve elini diğer balıkların aralarından çıkararak, boğuk bir sesle “Bi’öğrenci” diyerek bi’lirasını uzatır. Bazen sorun çıkmaz; “Bi’öğrenci” lafına hiç sesini çıkarmayan şoför birinci kategori şofördür.

İkinci kategori şoför öğrenciye bakar ve bu kurbanın yaşını hesaplar; olmadı üniforması var mı diye bakar; yaşına göre büyük gösteriyor da olabilir. Bu durumda kimlik veya öğrenci belgesi görmek ister. Genellikle öğrenci pasosunu gören ve tatmin olan şoför yoluna devam eder. Kimlik sormakta haklıdır da.

Üçüncü kategori şoförler pasoyu beğenmeyip “Bu İETT’de geçerli, bana geçmez,” deyip kendini rezil ederek, haklıyken haksız duruma düşerler. Genellikle liselerde verilen öğrenci kartının ortaya çıkmasıyla susarlar.

Ancak dördüncü kategori şoförler öğrencinin alnındaki “ÖĞRENCİ” yazısını simgeleyen öğrenci kartı için de “Bu sahte belki, nereden bileceğim. Bu … tarihinde geçerliydi,” gibi bahaneler üretir ve öğrenciyi çileden çıkarır. Aynı zamanda 2012 yılında verilmiş bir kartı geçersiz sayıp, bu kart çıkarıldığında ve öğrencinin 9. Sınıfta olduğunu görünce 2014 yılında 11. sınıfta olduğunu hesaplayamaz. Bu mantıkla kendi ehliyetinin de süresinin 30 yıl önce dolmuş olduğunu belirtip öğrenciyi ve minibüsteki diğer herkesi şoka sokabilirler. Minibüs savaşında tecrübesi olan öğrenciler cüzdanlarından çıkardıkları taze alınmış öğrenci kartlarını ölümcül darbe olarak çıkarırlar ve şoförü onlarca kişinin gözü önünde nakavt ederler.

Yazın ise minibüs şoförlerine beş ve altıncı kategori şoförleri katılır. Beşinci kategorideki şoförler yazın öğrencilerin sayısal loto tutturup milyonerlere dönüştüklerini zannederek “Okullar kapandı, öğrencilik mi kaldı,” diyerek atmosferdeki mantığı sıfırlarlar. Altıncı kategori şoförlerse söylenerek arkalara doğru ilerleyen öğrencilere -eğer bu kız öğrenciyse sözlü tacize kadar varabilir- savurdukları hakaret ve küfürlerle baskı kurmaya çalışırlar. Bu literatürde şoför dansı dediğimiz ritüel genellikle yolcular arasından birinin polis veya avukat çıkmasıyla ya da bir öğrencinin plakayı alıp şoföre zehir etkisi yapacak olan şikayetiyle son bulur. Yan etkisiyse, bir sonraki eğitim-öğretim yılında minibüs kullanan öğrenci popülasyonunun bir kısmının belediye otobüslerine geçmesiyle oluşan boşluktur.

Ece Aydın, 12. sınıf öğrencisi

Facebook Instagram Twitter Youtube