Mine Soysal - Patikalardan

Cümlelerinde saklı Zeynep Cemali…

“Hep gözlerinde belirgin bir hüzün, suskunluğunda örtülü bir sır vardı.” 1

Bir öyküsünde böyle diyor Zeynep Cemali. Hüzün de, suskunluk da onundu, ikisi de en iyi bildiğiydi. 58 yıllık ömrü, görünenle görünmeyenin ince denklemi gibiydi. İçinde sakladığı acıları, bozgunlarını, çocuk kalbinin gülüşüyle, umuduyla sırlamıştı. Öykülerine konu ettiği sıradan insanların güçlü gerçekliği belki de bundandı.

“Kitaba yumulmuştu! Hiç olacak şey miydi bu?..” 2 

Onu yazmakla buluşturan, mütevazi yaşamında atlattığı badireler olmalı. Yazı masasının güvenli sessizliği, önceleri bir türlü kabuk bağlamayan yaralarının iyileşmesini sağlamıştı. Zamanla biriktirdiği öykülerinden koşup gelen, sevinçle elinden tutan çocuklar sayesinde yaşama yeniden dört elle sarılmıştı.

“Yeni doğan güne arkasını dönmüş, geçmişe doğru koşuyordu.” 3 

Geçmişle gelecek arasında kurduğu bir salıncağı vardı. O görünmez salıncağına sığınıp usul usul sallanır, kimseye ilişmez, kimseden medet ummazdı. Telefonda konuşurken bile titreyen sesinin nedeni, belki bu kopkoyu yalnızlığıydı. Oysa kapısına gelen kim olursa olsun, onda huzur ve sevgi bulacağını bilirdi.

“Kim bilir kaçıncı kez, köyünün kör töresine lanet okudu.” 4 

Her ayrıntıyı gören gözü, fısıltıyı bile duyan kulağı, kayıtlarından yorgun düşmüş belleği, yüreğini koca bir vicdan kasasına çevirmişti. Ülkenin bütün derdi, tasası omuzlarındaydı adeta. Kitaplarının büyük küçük herkese dokunmasının, satır aralarında anlattığı acı tatlı gerçeklerin mis kokulu şerbet misali okurun zihnine akmasının nedeni de belki buydu.

“Ona duyduğum öfke çoktan uçup gitmişti.”

Kibirden uzak dupduru kişiliği, çevresindekileri de sarmalar, birlikte geçirilen her an için şükrettirirdi. Gönlünü ne denli darlarsa darlasın, sorunlara karşı gösterdiği tevekkül ve sabır hayranlık uyandırıcıydı. Çoğunlukla gizlenmeyi tercih ettiği sükûnet içinde yazdıkları, okurlarında benzersiz bir hoşgörü filizlendirirdi.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık.” 6

Bu sözünün iki zıt anlamı var: Olumsuz anlamı, Kadıköy’ün 1950’li yıllarında geçen sereserpe çocukluk ve ilkgençlik yıllarının simgelediği fütursuz, neşeli yaşamına bir daha asla kavuşamayacağını bilmesiydi. Olumlu anlamı, kitaplarıyla kucakladığı sayısız çocuk sayesinde içinde yeşertip koruduğu umudun onu, günün birinde her şeyin iyi olacağına inandırmasıydı. 

Birazdan soluğuyla ısınacak hurdada, dingin bir uykuya dalacaktı.” 7

Çocuklara, gençlere okuma yazma daveti sihirliydi. Günışığı Kitaplığı’nın 2011’den beri anısına düzenlediği Zeynep Cemali Öykü Yarışması’na katılan binlerce gencin yazdığı öyküler bu sihrin eseri. Ülkenin dört bir yanındaki 6, 7, 8. sınıf öğrencileri, her yıl onun bir cümlesinden yola çıkarak yazmayı “kararlılıkla” sürdürüyor. Sözü, özü, genç öykücülere ilham veriyor.

“Çocuklarımıza da güvenemezsek, ölelim gayrı!” 8 

Sözcükler, idealler, anılar ve hayallerden ilmek ilmek dokuduğu ipeksi bağlarla bağlıydı okuruna. Beklenmedik bir anda bedenini ele geçiren, yaşamını çalan hastalığı bile sarsmadı çocuklara güvenini. 26 Kasım 2009’da, okurlarını, sevenlerini, sözlerini bırakıp gitti. Sekiz yıldır göremeden, konuşamadan onunla birlikte yaşamanın türlü yollarını öğrendik. Özlemi her gün içimizde taptaze.


Alıntılar listesi:

  1. Gül Sokağı’nın Dikenleri kitabından.
  2. Çılgın Babam kitabından.
  3. Öykü Öykü Gezen Kedi kitabından.
  4. Güzelce’de Bir Kaçak, Memo kitabından.
  5. Patenli Kız kitabından.
  6. Gül Sokağı’nın Dikenleri kitabından.
  7. Ballı Çörek Kafeteryası kitabından.
  8. Öykü Öykü Gezen Kedi kitabından.