Müren Beykan - Kitap Sevdası

Edebiyat çocuklarla birlikte uzay yolcusu, o kesin!

Nerden çıktı diyeceksiniz! İnsan, Mars’ta yaşamanın yolunu bulduğuna göre, bugün yanımızda yöremizde büyüyen küçükler, yarın olmasa da, orta yaşlarına gelmeden uzaya gidebilecek görünüyor. Hırslı liderler çok daha önce dünyayı yaşanamaz kılmazlarsa tabii!

Çoluk çocuk uzaya gidilirse de, yanımıza alacaklarımız arasında illa ki çocuk edebiyatı kitapları da olacaktır. Kitapsız çocuk olmaz ki. Küçük Prens, Behiç Ak’ın türlü çeşitli kitapları, mutlaka bir Sevim Ak kitabı ve tabii “Harry Potter” dizisinden birkaç macera, belki bir Jules Verne klasiği uzay yolcusu çocukların “bavul”unda, dijital olarak yerini alacaktır. Eminim. Hatta, geçen haftalarda bu bavullara aday iki kitabın çalışmasını bizzat yaptım: “Zeyno Kitapları” adı altında toplanan bu renkli resimli iki öykü, bizi astronot bir anneyle tanıştıran yazar Ahmet Büke’nin kaleminden çıkma. Aslında, kızı Zeynep’e “mirasım olsun” diye yazmışsa da bütün çocuklara miras olacak kitaplar bunlar.

Şiire âşık ama şair olma konusunda yetenek düşmanı baba ile küçük kızı Zeyno, uzaya gidip duran anne Sevinç’in yolunu gözlüyor. Eşinin yokluğunda kızına bakan baba, eşinden daha karizmatik ve “önemli” bir mesleği olan anne, ebeveynlerinden neredeyse daha olgun diyebileceğimiz Zeyno ve tabii sürpriz yumurtalara meraklı ev kedisi Paspas… Eyvah, Babam Şiir Yazıyor! ve Annemle Uzayda (Günışığı Kitaplığı) bu dört kahramanıyla Ahmet Büke’nin çocuklara armağanı oldu bile. Kitabın desenleri de bir ustaya, Sedat Girgin’e ait.

Milletçek yine okullu olduk bu ay, ama derdimiz çok. Eğitim sistemimiz yamalı bohça, diye yakınırken, şimdi iyice delindi, düzeltme çabalarındaki keyfiyet büyük kaygı yarattı. Hiçbir doğru yok ortada, çocukların kaygısı bizlerinkini katladı; işte o zaman velilerin uykuları hepten kaçtı. Olumlu düşünelim diyeceğim ama eğitim, Pollyanna’cılık için fazla önemli bir konu. Çok önemli ve acil bir konu. ERG (Eğitim Reformu Girişimi) Direktörü Batuhan Aydagül’ün değerlendirmelerine kulak verip, sağduyuyla yol alınmasının takipçisi olmak gerekiyor. Pek çok ayrıntıda “çok bilen” kişilerin yorumlarıyla zihinlerimizi bulamaca döndürmek yerine, konunun profesyonellerini soru yağmuruna tutmak, sonuç için ciddi biçimde talepkâr olmak… Hepimize kolay gelsin.

Hep vurguluyorum, çocuk edebiyatı “eğitmez” diye. Evet, eğitimde çuvalladık, ancak edebiyatta kesinlikle sihirli bir yolda ilerliyoruz, mesajlar bağırmayan çocuk edebiyatımız her yıl gelişmekte. Küçük yüreklere süzülen, orada fevkalade hayati duygular yaratan, insan inşa eden kitaplar çoğalıyor. Birkaç örnek iliştirelim buraya, küçüklere armağan için önümüzde bulunsun.

Örneğin, harika desenlerine hep hayran olduğumuz İngiliz yazar ve illüstratör Quentin Blake’in yeni kitabı Beşimiz (çev.: İpek Şoran, Can Çocuk) ile çocuklara küçük görünen kocaman şeyler fısıldamak mümkün. Birbirinden farklı yetenekleri olan beş çocuğun kısa yolculuğunu anlatıyor bu resimli öykü ve tabii, her yeteneğin gerekli olduğu bir an geliyor. Hepimiz farklıyız, ama birlikte çok şahaneyiz, diyor Blake.

Amerikalı ödüllü yazar Jory Lohn ve ödüllü illüstratör Lane Smith’in pek güzel Bir Penguenin Dertleri (çev.: M. Barış Albayrak, Çınar Yay.) kitabı da, bu birbirimize benzemek meselesi üzerinden ilerliyor. Eh ama bir penguen de öteki on bin penguene benzemez mi, benzer. Bizim küçük penguen azıcık bunalmış bu durumdan ve bir denizayısı onunla pek bilgece konuşuyor.

Konuşmayan kitaplara da sevgimiz gani. Genç sanatçı Gökçe İrten’in, sözcükler kullanmadan, sadece desenlerle dillendirdiği Kim Bu Gelen? (Günışığı Kitaplığı) çocukların sayfaları eğlenerek ve sonunu çook merak ederek çevirecekleri bir kitap. Bu arada zihinlerine iletişim üzerine düşünceler de sızacak. Ve hatta öyküyü her seferinde kendileri farklı “anlatacaklar”.

Kitaplarını çoluk çocuk okuduğumuz, karikatürist Behiç Ak’ın Doğum Günü Hediyesi (Can Çocuk) de bir sessiz kitap. Ta uzaktaki, denizin ortasındaki bir adaya yaklaşıyoruz; adadaki bir oğlana yaklaşıyoruz, onun hediyesine ve sonra da hediyesinin matruşka bebekler gibi sürprizler doğurmasına… Kitabın sonunda hep birlikte “Aaa!” diyeceğimiz kesin.

Resimli öyküleri andığımız bu yazıyı, yine Behiç Ak’ın, bulutlarda dolaşan kahramanıyla hayaller kurmaya davet eden Gökdelene Giren Bulut (Günışığı Kitaplığı) ile noktalayalım. Uzaya bulutlardan geçiliyor, ama önce hayal kurmak şart; başka gezegenlere gidilebileceğinin hayali. İşte edebiyat da tam burada uzaygemisi işlevi görüyor, sözcüklerden yapılma bir uzaygemisi! Olmaz demeyin.

* Bu yazı, Happy Nest Bülteni’nin Ekim 2017 sayısında, yazarın Gönül Çelen adlı köşesinde yayımlanmıştır.