Aslı Der - Blog

Houston’dan Uzay’a, Sahra’dan Amazon’a

Houston’daki NASA Uzay Merkezi’ni ziyaret edeli neredeyse iki yıl olacak. Buraya kadar gelmişken aman atlamayalım, çocuklar görsün, diye gittiğimiz Uzay Merkezi’nden aslında en çok biz iki büyük etkilendik, itiraf etmeliyim. Görülesi bir yermiş, iyi ki gitmişiz.

Dünya, yaşadığım süre boyunca kendimi, doğayı, insanı, genel toplumsal düzeni, günlük işleyişi ve daha derinlerde olduğunu düşündüğüm o “anlam”ı arama yeri benim için. Sorular artıp, cevaplar konusunda kimi zaman bunaldığımda, var olan durumun dışına çıkıp kendime birazcık uzaktan bakmak fena olmuyor doğrusu. NASA deneyimi o uzaklığın gerçekten uzaya vardığı bir noktaydı ve uzaydan dünyaya doğru bakmak, kesinlikle farklı hissettirdi.

Gözümde büyüttüğüm nice sorunun basit çözümleri olduğunu, ne benim ne de üzerinde yaşadığım gezegenin pek de “büyük” olmadığını fısıldayan bir ses duydum sanki. Uzayın ortasında, bir nokta kadar bile yer kaplamadığıma mı şaşırsam, yoksa Dünya’nın küçüklüğüne mi hayret etsem, bilemedim. Düşündüğümden daha büyük bir sistemin bir süre için parçası olduğumu bilmenin büyüsüne kapılmak en cazibiydi, ben de ona tutundum.

O küçük Dünya’nın kendi sistemi içinde, insan eliyle değil tamamen ekosisteme dayalı bir düzenle ne kadar büyük işler başardığını geçen gün okuduğum bir haberde tekrar gördüm. Haberin içinde yine NASA ve onun uzaya gönderdiği özel bir uydu var. Bu uydu, altı yıl boyunca Sahra Çölü’nden havalanan tozların yolculuğunu kayıt altına alıyor. Yolculuk önemli, çünkü Sahra’nın fosfor açısından çok zengin olan tozu, yaptığı upuzun yolculukla Amazon Ormanları’na ulaşıyor. Tropik iklimin getirdiği bol yağmur sonucu toprağındaki fosforu yitiren Amazon Ormanları, Sahra Çölü’nden gelen yaklaşık 27,7 milyon ton tozla (bunun ortalama 22.000 tonu fosfor ve Amazon Ormanları’nın yağışla kaybetiği miktara neredeyse denk geliyor) yeşilliğini, doğal örtüsünü koruyor.

Dünyanın en büyük, en kurak çölü, dünyanın en muhteşem, en yeşil, en harika ormanını besliyor. İnanılmaz değil mi? Amazon’un zümrüt yeşilliği Sahra’nın tozlu çölüne muhtaç. Sahra, elindeki değeri cömertçe paylaşmaya hazır.

İnsanların kötülüğü, açgözlülüğü, hırsı artarken, devletlerin sınırları değiştirme politikaları canları yakarken, savaşın çığırtkanlığı barış şarkılarını bastırmaya çalışırken, insanoğlu doğanın dengesini kendi çıkarları için bozmaktan çekinmezken Sahra Çölü’yle Amazon Ormanları’nı birbirine bağlayan bu haber, doğanın insana verdiği harika bir ders olarak aklıma kazındı.

Houston’da, arada başkalarının da ağzından duyduğumuz espriyi defalarca yaptık: Houston, we have a problem!* Aslında bu cümlenin doğruluk payı birçok açıdan yüksek; Houston, insanoğlu olarak bir değil, binlerce problemimiz var! Bu gezegende daha adil, daha barışçıl, daha mutlu yaşayabilmek için, kendi elimizle yarattığımız bozuk sistemleri düzeltebilmek için, çözmemiz gereken nice problem var.

Sadece gözümüzün gördüğüne değil göremediklerimize de elimizi uzattığımız, Sahra kadar cömert Amazon kadar renkli olduğumuz, barışla yaşadığımız bir gezegen için, bir an durup uzaydan kendimize bakıyormuş gibi yapmalıyız belki de.

* Ay’a yolculuk yapan Apollo 13 mürettebatının temel bir teknik problemle ilgili Houston’la kurduğu bağlantıda dile getirdiği “Houston, we’ve had a problem here!” cümlesinin Apollo 13 filmindeki kullanılışı.